Примеры использования: selling

When I was on the road selling, I used to listen to Booker all the time.
Gezici satıcılık yaparken hep Booker'ı dinlerdim.
Just buying and selling.
Sadece alım-satım.
South Okjuh won't sell us any medicine.
güney Okjuh bize ilaç satmayacak.
This one'll never sell
Bu seferki asla aldatmayacak
We wanna sell mom to a rich man?
Annemi kazıklayıp zengin olmak mı istiyoruz?
So how's it selling?
Satışlar ne alemde?
Where else am I gonna make a thousand in one night without selling myself?
- Gecede bin doları kendimi pazarlamadan başka nerede kazanırım?
IT WOULD SELL A BAZILLION COPIES.
Bize milyonlarca kopya sattıracak.
I'm selling.
Satis yapiyorum.
- I thought I was past selling myself out.
- Kendimi pazarlamayı bıraktım sanıyordum.
She made me sell drugs so she could have them.
Bana uyuşturucu sattırdı, böylece kendisi de alabilecekti.
Yeah, but you can't sell that for very long...
Evet ama bunu fazla yutturamayız.
I started selling so I could maintain my lifestyle, not dismantle it.
Hayatım dağılsın diye değil, bozulmasın diye satıcılık yapıyorum.
Buying or selling?
- Alım mı, satım mı?
Which Mr. Bratton intended to sell to Orlando Blocker.
Bay Bratton'un Orlando Blocker'a satmak istediği şey.
I don't think they sell it, though.
Yine de aldattıklarını düşünmüyorum.