Примеры использования: sell

South Okjuh won't sell us any medicine.
güney Okjuh bize ilaç satmayacak.
This one'll never sell
Bu seferki asla aldatmayacak
We wanna sell mom to a rich man?
Annemi kazıklayıp zengin olmak mı istiyoruz?
It'll sell on the street.
Sokaklarda satış yaparız.
We're gonna sell so many Yorkie sweaters.
O kadar çok Yorkie kazağı satacağız ki.
I don't think they sell it, though.
Yine de aldattıklarını düşünmüyorum.
I'm pretty sure he won't sell the old artist.
Yaşlı bir sanatçıyı kazıklamayacağından oldukça eminim.
Ease up on the hard sell there.
Bu sıkı satışı biraz gevşetelim...
She made me sell drugs so she could have them.
Bana uyuşturucu sattırdı, böylece kendisi de alabilecekti.
Yeah, but you can't sell that for very long...
Evet ama bunu fazla yutturamayız.
I said sell when it hits 50!
50'ye ulaşınca satın demiştim.
We know it and sell it tothem anyway.
Böyle dalavereleri biliyoruz.
IT WOULD SELL A BAZILLION COPIES.
Bize milyonlarca kopya sattıracak.
This is actually Mrs Cross's medicated denture gum, so you have to sell it with your eyes.
Bu aslında Bayan Cross'un tedavi sakızı, onun için gözlerini kullanıp, yutturmaya çalışmalısın.
I just thought a novel would be easier to sell.
Romanin satisi daha iyi olur diye düsünmüstüm.
Don't let him try to sell you anything.
O sana herhangi bir dalavere yapabilir.