Примеры использования: seldom

But despite the apparent abundance of vegetable food, gathering it is seldom easy.
Ancak bitkisel gıdanın bolluğuna rağmen bunları toplamak nadiren kolaydır.
It seldom is.
Çok nadiren yolunda gider.
I guess, in the end, things seldom work out exactly the way you expect.
Sanırım en sonunda, işler nadiren beklediğiniz gibi biter.
There is seldom enough prey in any one place to feed such numbers.
Bu kalabalığı beslemek için bir mekanda nadiren yeterli av olur.
Harvest mice seldom go all the way down to the ground.
Tarla fareleri nadiren zemine iner.
Lions seldom tackle such formidable prey but this pride can't go on much longer without food.
Aslanlar bu kadar zorlu bir avı nadiren göze alır ama bu sürü daha fazla aç kalamaz.
Damselflies seldom venture beyond their home stream.
Yusufçuklar yaşadıkları akarsulardan nadiren uzaklaşırlar.
They seldom do.
Zaten nadiren yararıma oluyor.
Why so seldom?
Niye bu kadar seyrek?
You seem to be one who knows the difficulties between men and women, how seldom it works out.
Erkekler ve kadınlar arasındaki sorunları bilen birine benziyorsun ne kadar seyrek işe yaradığını.
I'm very seldom naughty.
Çok seyrek yaramaz olurum.
But I seldom see him.
Ama teğmenle seyrek görüşürüz.
I very seldom get down here.
Çok seyrek inerim buraya.
Bear families seldom get on with one another.
Ayı aileleri nadiren birbirleriyle geçinebilir.
And so they seldom venture near.
Çok nadiren yaklaşırlar.
The king admires your uniform, Captain... so seldom seen at this court.
Kral bu sarayda ender görülen üniformanızı beğendi Yüzbaşı.