Примеры использования: secular

Ah, it's good to get a secular diagnosis.
Laik bir tanı konması çok iyi oldu.
Nor do we admit secular pupils
Ya da sivil öğrenci kabul etmeyiz.
Strictly secular, Julius.
Katiyen dini içerikli olmayacak, Julius.
The whole idea was to provide an alternative to the kind of secular, globalized education that our public schools were promoting.
Tüm düşüncemiz kamu okullarımızda verilen laik ve globalleşmiş tarzdaki eğitime bir alternatif sunabilmekti.
The next step I made toward secular music was to play with Elvis.
Seküler müziğe doğru bir sonraki adımım, Elvis'in yanında çalmam oldu.
That's what they do, the secular humanists.
Bu onun gibi dinsiz hümanistlerin yaptığı şeydir.
You're in a state of existential shock... ..but then you find yourself unchallenged by divine and secular power.
Varoluşsal bir şok yaşıyorsun ama sonra manevi ve dünyevi olarak su götürmez bir gücün oluyor.
Okay, amy, could you come and say a few secular words?
Peki, Amy buraya gelip din dışı bir konuşma yapar mısın?
Okay, can we just keep it secular, honey?
Tamam, olayı dünyevi tutalım canım, olur mu?
They won't accept a secular government.
Seküler bir hükümeti kabul etmezler.
I fell under the spell of that horrible secular family.
Bu korkunç dinsiz ailenin de altına düştüm.
But then you find yourself unchallenged by divine and secular power.
Sonra kendini rakipsiz bir ilahi ve dünyevi güç içinde buluyorsun.
In a secular and consumerist age, this was daring.
Dinden uzak ve tüketimci bu çağda cüretkar bir girişimdi.
Rejoin the secular world, slanderer!
Kendi laik dünyana dön, iftiracı !
I'm gonna change into something a little more secular.
Üstümü değiştirip daha seküler bir şey giyeceğim.
She chose a secular life.
O dinsiz bir yaşam seçti.