Примеры использования: screamed

He definitely will scream.
Kesinlikle bağıracak.
They scream in agony and their shame is so great, they do not feel the flames, for now they see if not for a single sin they concealed, they were saved."
"Acıyla haykırırlar ve utançları o kadar büyüktür ki alevleri hissetmezler çünkü artık sakladıkları tek bir günah bile olmasa kurtulacaklarını bilirler."
Brock Harmon barely tapped him in the face, and he screamed like a baby.
Brock Harmon bu adama neredeyse dokunmadı bile ama adam bebek gibi çığlık attı.
Bowling trophies don't exactly scream cold-blooded killer.
Bovling ödülleri "soğuk kanlı katil" diye bağırmıyor hiç.
All animals can scream.
Bütün hayvanlar çığlık atabilir.
When you hear Jack scream, why will you come running?
Jack'in çığlığını duyduğunda, koşarak gelme sebebin ne olacak?
I screamed and somehow I got to my feet again and ran.
Bağırdım, sonra her nasılsa ayağa kalkıp kaçtım.
Scream like you normally do.
Daha yüksek, bağırıyormuşsun gibi.
Or, um... scream.
Ya da şey... çığlık atarsın.
First the scream, then a photograph of me being taken in for questioning.
Önce çığlık, şimdi de sorgum için çekilen bir fotoğraf.
You've begged, pleaded plotted, screamed and flailed!
Dilendin,yalvardın planladın, bağırdın ve dövdün!
I'll scream loudly.
Daha çok bağırırım.
It's like you have this secret, you know, you want to scream to the world.
Sanki bir sırrın varmış da dünyaya haykırmak istiyormuşsun gibi.
I bring back the gato, and she screams!
Ben getirince de çığlık attı!
Before someone, definitely not your momma... screamed, "Lights out!"
Annen hariç birisi, "Işıkları Söndür!"... diye bağırmadan önce.
I mustn't scream.