Примеры использования: scream

A scream?
You know, I got this kid who constantly ignores my advice and then flashes me the sad doe eyes every time I call him a girl's name or scream in his face.
Bir çocuk var, devamlı tavsiyelerimi göz ardı ediyor sonra da ona kız adıyla seslendiğim zaman, bana sulu gözlerle, ya da suratında bir feryatla bakıyor.
Or, um... scream.
Ya da şey... çığlık atarsın.
Brock Harmon barely tapped him in the face, and he screamed like a baby.
Brock Harmon bu adama neredeyse dokunmadı bile ama adam bebek gibi çığlık attı.
It was a wild horrid scream, so strange and unnatural.
Vahşi ve korkunç bir haykırıştı, yani garip ve doğal değildi.
I'll scream loudly.
Daha çok bağırırım.
It's like you have this secret, you know, you want to scream to the world.
Sanki bir sırrın varmış da dünyaya haykırmak istiyormuşsun gibi.
..her scream resonates in my ears every night.
Kulağımda her gece bu haykırışlar çınlıyor.
Just call my name, I'll hear you scream
Yalnızca çağır beni ismimle, çünkü haykırışlarını işiteceğim
He definitely will scream.
Kesinlikle bağıracak.
They scream in agony and their shame is so great, they do not feel the flames, for now they see if not for a single sin they concealed, they were saved."
"Acıyla haykırırlar ve utançları o kadar büyüktür ki alevleri hissetmezler çünkü artık sakladıkları tek bir günah bile olmasa kurtulacaklarını bilirler."
- The scream.
-Çığlık için.
I finally kick a hero's butt and I don't get even a single scream.
En sonunda bir kahramanın kıçına tekmeyi bastım ondan da feryat falan çıkmadı.
All animals can scream.
Bütün hayvanlar çığlık atabilir.
I bring back the gato, and she screams!
Ben getirince de çığlık attı!
You scream out her name, all sad, and she dies.
Sen, onun adını feryat ediyorsun ama ölüyor.