Примеры использования: scarcity

I wonder, there isn't much value in terms of scarcity there.
Bilmem ki, kıtlık değeri açısından orada pek dişe dokunur bir şey yok gibi.
Okay, next step is scarcity.
Pekâlâ, şimdiki adım kıtlık.
Now, it's possible decreased brain function or the growing scarcity of food is causing them to ignore their basic survival instincts.
Azalan beyin fonksiyonları ve artan yiyecek kıtlığı, temel hayatta kalma içgüdülerine aldırmamalarına sebep olmuş olabilir.
The monetary system is a product of a period of time where scarcity was a reality.
Parasal sistem, kıtlığın gerçekten varolduğu bir zaman diliminin ürünüdür.
What is scarcity?
Kıtlık nedir?
all right,let's talk about scarcity of resources.
Pekala, kaynakların kıtlığı hakkında konuşalım.
But if this was a time of scarcity, how was there enough grain to fill a granary?
Fakat kıtlık yaşanan bir zamanda bir ambarı... dolduracak kadar tahıl nasıl olabilirdi?
Whenyoutake the animal out, you takethe greenhouse gas issue out you take thefood safety issues out youtake some otherexternalities related to food scarcity out.
Eğer hayvan dışarı çekerken, Eğer dışarı sera gazı konuyu ele Eğer gıda güvenliğini almak sorunları dışarı Eğer diğer bazı dışsallıkları almak Gıda kıtlığı dışarı ilgili.
He may need an organ for himself or a loved one, but because of the scarcity of available organs, he could be taking matters into his own hands.
Kendinin ya da sevdiği birinin organa ihtiyacı olabilir, ama organların azlığı nedeniyle soruna el atmıştır.
By the way, there's a scarcity of drivers in Mumbai.
Mumbai'de şoför azlığı var.
We explained to you before that research shows that with the rise in commuters and the relative scarcity of suburban bars, people are drinking more in the home.
Daha önceden size söylediğimiz gibi, araştırmalarımız sonucunda şehir civarlarındaki barların azlığı nedeniyle insanlar evlerinde daha çok içki tüketiyorlar.
And it's that scarcity that makes gold valuable, but gold is just one of many rare elements.
Altını değerli kılan işte bu azlıktır ama altın nadir elementlerden sadece bir tanesidir.
The reason for that scarcity is that creating substantial amounts of the heaviest elements requires some of the rarest conditions in the universe, and we need to look far into space to find them.
Bu azlığın nedeni önemli miktarda ağır elementler yaratmak evrendeki en nadir koşulları gerektirmesidir ve bizim de onları bulmak için uzayın çok derinliklerine bakmamız gerekiyor.
And this scarcity of crew is almost certainly the reason why, within four days, the ship ran aground.
Bu mürettebat kıtlığı da geminin dört gün içinde karaya oturmasının adeta muhakkak sebebi.
Desert life is not only shaped by the scarcity of water, but also by the relentless power of the sun.
Çöl hayatını yalnızca ender su kaynakları değil aynı zamanda güneşin acımasız yakıcılığı da şekillendirir.
This is a highly prized gem due to its scarcity.
Bu ender bulunmasından ötürü son derece pahalı bir mücevher.