Примеры использования: savor

Savor it.
Tadını çıkar.
I but delay your passing, so that I may savor it.
Zevk alabilmek için ölümünü yalnızca geciktirdim.
YOUTH SHOULD BE SAVOURED.
Well, I figured if your vamp taste buds couldn't really savor it then it would only hurt you to know.
Düşündüm ki, vampir tat alma duyuların bunların lezzetine varamasaydı çok fazla incinmiş olmazsın.
I savour the sweetness
"Bu tatlılığın tadını çıkar."
Today four privileged people will be lucky enough to savor these delicacies.
Bugün dört ayrıcalıklı kişi bu lezzetleri tatmak için şanslı yeterli olacaktır.
Savor this moment.
Savor the soy flavor of I Love You.!
Soya lezzeti tadında seni seviyorum.
I've waited a long time for this, and I intend to savor each and every second.
Bu an için ben çok bekledim ve bu lezzet için çok sabrettim.
Savour the moment.
I'll savor you.
Tadına bakacağım!
So he could savor it.
O da bunun zevkini çıkarabilirdi.
Power You savor it
In the dead of night, I can't help but wonder what it'd be like to savor the pleasures of ordinary men.
Gecenin bir yarısı sıradan bir adamın zevklerini yaşamanın... nasıl bir şey olacağını merak edip duruyorum.
Nothing to savor.
One should savor every day of one's life... as if it were the last.
Bir kimse yaşamının her bir gününden zevk alabilir eğer o gün yaşamının son günüyse.