Примеры использования: salesman

-Glove salesman.
- Eldiven satıcısı.
He was a salesman there.
You are a salesman, Thomas.
Sen bir pazarlamacısın, Thomas.
- Are you a salesman?
- Sen satıcı mısın?
Look, I may be a salesman, but just so you know, I'm not a big earner.
Bak, sana satış elemanıyım demiştim ama çok iyi kazanan biri değilim.
I'm not a good salesman.
Ben iyi bir pazarlamacı değilim.
Cadaver salesman?
Kadavra satıcısı?
I worked as a salesman for a trading company.
Bir şirkette, satış elemanı olarak çalışmıştım.
A smith and a salesman.
Hem demirci hem de pazarlamacı.
- Shoe salesman?
- Ayakkabı satıcısını mı?
Mose could make a great paper salesman.
Mose'dan harika bir kağıt satış elemanı olur.
You need a salesman, not a novelist.
Bir pazarlamacıya ihtiyacın var, roman yazarına değil.
Insurance salesman.
Sigorta satıcısı.
I've been a top salesman.
Ben en gözde satış elemanıydım.
You must have been one hell of a salesman, Roche.
Sen şu lanet pazarlamacı Roche olmalısın.
Distract the salesman.
Satıcının dikkatini dağıt.