Примеры использования: run in

Can you make some officers available to run a sign-in table at a community meeting tonight?
Birkaç memuru toplantıya katılanların ismini toplamakla görevlendirir misiniz?
And this run-in just slipped your mind when coop ends up dead a few months later?
ve Cooper birkaç ay sonra ölene kadar bu çatışma aklından uçup gitmişti öyle mi?
What kind of run-in?
- Ne tür bir çatışma?
How bad of a run-in?
ne kadar şiddetli bir çatışma?
'And they run in the races too.'
Ve yarışlara katılırlar.
Half of them are full drunk and the other half are trying to run in without paying.
Yarısı sarhoş bunların, diğer yarısı da para ödemeden içeri girmeye çlaışıyor.
Oh, and my kid wants to run in the mascot race.
Oğlum da maskot yarışına katılmak istiyor.
He was here to run in a marathon.
Bir maratona katılmak için buradaydı.
Your sister had an unfortunate run-in with some wolves last night.
Kız kardeşin dün gece kurtlarla biraz anlaşmazlık yaşadı.
I had a run-in with the phantom.
Son hayalet ile bir anlaşmazlık yaşadık.
I don't think Lana's chandelier run-in was an accident or that she was the target.
Lana'nın avizeyle anlaşmazlığı kaza değildi yada hedef oydu.
After his last run-in with the government--
Devletle olan son anlaşmazlığından sonra-
Yes, yes, it could spiral out of control... blood could run in the streets, fire could rain down.
Evet, Evet, her şey kontrolden çıkar sokaklar kan gölüne döner mermi yağar falan.
Some kid here wants to run in a mascot race.
Çocuğun biri maskot yarışına katılmak istiyormuş!
I had a bit of a run in with Anika.
Anika'yla biraz anlaşmazlığa düştük.
Ah Andy, the day that we arrive at the new island, you had a run in with the palm tree.
Andy, adaya çıktığımız gün bir palmiye ağacına çarptın.