Примеры использования: ruin

Secrets ruin relationships.
Sırlar bir ilişkiyi mahveder.
You're about to ruin the happiest day of his life.
O adamı sevdiğini söyledin, onun hayatının en güzel gününü yıkacaksın.
Keep your ruin.
Haraben sana kalsın.
Not all lead to Camelot's ruin.
Hepsi de Camelot'un yıkımına çıkmaz.
It is now a ruin.
Şimdilerde otelden kalıntılar var.
Don't ruin my story with your logic.
Mantığınla hikayemi batırma.
Why ruin it?
Niye mahvedesiniz ki?
Try not to ruin her.
Bozmamaya çalisin.
And you guys are gonna ruin that.
Sürprizi bozuyorsunuz.
She's going to ruin the wedding.
Düğünü batıracak!
To save you from ruin.
Mahvoluşunu kurtarabilmek için.
He is lost in the ruin of himself and we must bring him home.
Kendi yıkıntıları arasında kaybolmuş durumda, biz de onu eve geri getirmeliyiz.
Enjoy his ruin or the fruits of his labor.
Ya batışının ya da emeğinin meyvesinin tadına bakacağız.
You've been shooting sparks in my top hat, laughing at me all along, while using my money to stave off ruin.
Benim paramla iflastan kurtulurken şapkama kıvılcımlar saçıp, bana kıs kıs gülüyordunuz!
Ruin her.
What could I do when the ravens brought the news from the South-- the ruin of my House, the death of my family?
Kuzgunlar güneyden Hanedanımın yıkıldığı, ailemin öldüğü haberlerini getirdiğinde ne yapabilirdim?