Примеры использования: routine

That was his routine.
Buda onun rutiniydi.
I have a routine to compensate.
Bunu dengeli ve düzenli bir biçimde yapıyorum.
Set routine.
Sabit program.
- The old routine.
- Eski bir âdet.
And why is it that a culture limits itself to asking a set of routine questions, which it has, handily, the methodologies for answering?
Ve neden bir kültür kendisini, kolayca cevaplama yöntemlerine sahip olduğu basmakalıp sorularla sınırlar?
It's routine, that's all.
Olağan bir şey, o kadar.
- Breaking a routine is terrifying.
Alışkanlıklarında herhangi bir sekteye uğraması onun için çok ürkütücüdür.
It's routine.
Bu bir rutindir.
It's the overprotective big brother routine that's getting old.
Kabak tadı veren aşırı koruyucu ağabey basmakalıp laflarından endişeleniyor.
-Just a few routine tests.
-Sadece birkaç olağan test.
Life is ritual routine control
Hayat âdetlerdir, alışkanlıklardır,... ..kontroldür.
Seemed routine.
Rutin geçişleri olmalı.
As an IT, Lieutenant Evans' area of responsibility was to perform routine tests on the ship's security.
Yüzbaşı Evans geminin güvenliği üzerinde düzenli testler yapardı.
I'm running every stabilization routine I know.
Bildiğim tüm sabitleme programlarını çalıştırıyorum.
Teacher, these first classes are routine.
Hocam, bu ilk derslerde adettir.
They could introduce unusual touches, weave unexpected motifs... and even transform routine material into a much more personal expression.
Alışılmadık dokunuşlar sunabilir, beklenmeyen motifler kullanabilir hatta basmakalıp materyali dahi kişiselleştirebilirlerdi.