Примеры использования: rocks

Steady as a rock.
Kaya gibi sağlamlar.
My rock polisher!
Taş parlatıcım!
Iced out, rocks hot Droppin' dollars, ladies holler
Mücevherler, dolarlar, kızlar çığlıklarla
I'll get you a rock that'll knock your eye out.
Gözünü delecek bir elmas alacağım sana.
She starts to rock and grunt.
- Sallanmaya, inlemeye başlıyor.
Marshall, I should feel tremors of psychitude rock my body like a seizure.
Marshall, heyecan dalgalarının vücudumu kriz geçirir gibi sarstığını hissetmeliyim.
We took Casterly Rock.
Casterly Kayası'nı aldık.
A rock hammer.
Bir taş çekici.
Send a raven to Casterly Rock.
Casterly Kayalıkları'na bir kuzgun gönderin.
How, they asked, could a continent plow through the solid rock of the ocean floor?
Okyanus tabanındaki sağlam kayaçların bir kıtayı nasıl yarıp geçebileceğini sordular.
Didn't know Adele had those kind of rocks.
Adele'in bu tip bir sıkıntısı olduğunu bilmiyordum.
Or a rock.
Veya lolipop varsa da olur.
Sun's done enough to rock the boat.
Sun işleri yeterince zorlaştırıyor.
Because when that snow melts, the rest of Jody's gang - all fifteen of 'em that were waiting, in red rock are comin' here.
Çünkü karlar eridiğinde, Jody'nin çetesinden geri kalan Red Rock'ta bekleyen on beş kişi de buraya gelecek.
How did you end up on this rock?
Bu kayalığa nasıl düştün?
Most of the rock layers in the walls of the Grand Canyon are made of sediments, deposited as fine grains in a time when this part of the world was a sea.
Büyük Kanyon duvarlarındaki kayaç tabakalarının çoğu Dünya'nın bu kısmının deniz olduğu zamanlardan kalma iyi durumda damarlar olarak korunmuş tortullardan oluşur.