Примеры использования: roar

Hear us roar.
Suddenly, it was as if the roar of the crowd, the echo of the final buzzer, the cheers of my teammates were all sounding from a thousand miles away.
Aniden, kalabalığın uğultusu... bitiş düdüğünün yankısı... ve takım arkadaşlarımın kutlama sesleri, sanki binlerce kilometre uzaktan duyulur hale geldi.
I'll knock it down to second so you can hear the proper roar.
Gürlemesini duyabilmeniz için 2. vitese düşeceğim.
And how they shall roar, when I spill your blood upon the sands.
Ben de senin kanını kumlara akıttığımda her zamanki gibi haykıracaklar.
Let him roar.
Bırakın kükresin.
Just listen to the roar of those engines, ladies and gentlemen.
Şu motorların gürültüsünü bir dinleyin hanımlar ve beyefendiler.
Yeah, one minute she's standing there, next minute, roar!
Bir an öylece duruyordu sonra bir baktık kükrüyor!
Like waves lap, stars shine or twinkle, and wind roars.
Mesela; dalgalar çarpar, yıldızlar parlar ya da göz kırpar, rüzgar uğuldar.
They can send sound signals to one another, above the roar of the ocean by slapping fins on the surface.
Yüzeyde yüzgeçleriyle suya vurarak birbirlerine okyanusun gürültüsünü aşan ses sinyalleri gönderebilirler.
Hear me roar!
Kükrerken duy beni!
The L that roars by at 3:00 a.m. Like a cast-iron wind.
Sabahın 3'ünde şiddetle uğuldayan El rüzgarına.
They roar your name.
Senin adını bağırıyorlar.
(Roars beyond the anomaly)
(Anomali ötesinden kükremeler)
Do you hear the roar?
Uğultuyu duyuyor musun?
"He gnashed his terrible teeth and he roared his terrible roar. "
"Korkunç dişlerini gıcırdattı ve korkunç bir şekilde gürledi."
The crying became a roar.
Haykırarak ağlıyordu.