Примеры использования: revelation

Every one of them has been a revelation.
Her biri bir vahiydir.
One night, he was eating a three-pound lobster and he had a stroke, and with it, a revelation.
Bir gece, 2 kiloluk ıstakoz yiyordu ve bir inme indi ve bununla birlikte, bir ilham.
The revelation of this immensity was like falling in love.
Bu uçsuz bucaksizligin kesfi aska tutulmak gibiydi.
Lily, I've had a revelation.
Lily, bir aydınlanma yaşadım.
To remind me of a revelation I had while travelling.
Bana seyahatim sırasındaki esin kaynağımı hatırlatması için.
My goodness, what a revelation.
Tanrım, ne büyük bir ifşa.
I'm afraid my nickname of Sissy is only a revelation to yourself.
Maalesef, Çıtkırıldım lakabım sadece sizin için bir ifşaat olacak.
Any mention of them in the Book of Revelation?
Vahiy Kitabı'nda onlardan bahsediliyor mu hiç?
Can I help you with something, or are you having some kind of mystical revelation?
Sana yardım edebilir miyim, yoksa bir çeşit ruhani esin halinde misin?
Or will the mystery be revealed through a sign... a symbol... a revelation?
Yoksa bu gizem, bir işaret, sembol ya da göz önüne çıkmakla mı kendini ifşa edecek?
And that turned out to be the most difficult question of the mid-20th Century, but when an answer came, it was to bring with it an unexpected revelation.
Ve bu, 20 yy ortalarının en zor sorusu olarak ortaya çıktı, fakat bir cevap geldiğinde de, yanında beklenmedik bir ifşaat vardı.
It's a chance to study the origin of our solar system, and what we're learning is a revelation.
Güneş sisteminin kökenini araştırabilmemiz için bir fırsat ve bir vahiyin ne olduğunu öğreniyorsunuz.
Marge, you're a revelation.
Marge, tam bir ilham kaynağısın.
My God, they were a revelation.
Tanrım, onlar bir keşifti.
And then, I had a revelation of my own.
Ve sonra, kendi aydınlanmamı yaşadım.
It's bean a revelation to me.
Benim için esin kaynağı.