Примеры использования: rein

We have to rein it in baby because I won't have it in my house.
Evimde bunu istemiyorum bunu, bu yüzden kontrol altına almalıyız.
But when you bear in mind your own struggles to rein in that notoriously political City Council, and realize the park's construction, it's you, Deputy Mayor, who should be singled out.
Ama o korkunç derecede politik Şehir Meclisini idare etmedeki ve parkın yapılması yönündeki çabalarınız düşünülünce asıl öne çıkması gereken sizdiniz.
Grab the reins.
"In order to give free rein to your lusts,
"Arzularını dizginleyebilmen için...
That's why she kept tight rein on her daughter's inheritance
Kızının mirasının dizginlerini sıkıca tutmasının sebebi buydu.
Rein it in, Kenj.
- Kendini dizginle, Kenj.
Now, drop my reins like I say.
Yuları bırak dedim.
I'll rein it in.
Kontrol edeceğim.
You must keep a tight rein on him, Lord Nobukado.
Dizginlerini sağlama almalısın Nobukado.
- You told me to rein him in.
- Bana onu dizginle demiştin.
Just pull up on the reins.
I know you technically have free rein over this place, but believe me when I tell you, you do not want to mess with me, not today.
Teknik olarak burada kontrolün sende olduğunu biliyorum ama sana şunu söylediğimde bana inan benimle uğraşmak istemezsin, özellikle de bugün.
So, I need you to rein it in.
O nedenle, senin bunu idare etmeni istiyorum.
Just grab the reins.
That we rein her in.
The crime families have had too much free rein since the Jedi have been distracted by the clone war.
Jedi'ların ilgisi klon savaşı yüzünden dağıldığından, suç örgütlerinin dizginleri fazla serbest kaldı