Примеры использования: regarded

My family threw me out with no regard for my well-being.
Ailem ne durumda olduğuma bakmaksızın beni evden attı.
Your daughter holds you in very high regard.
Kızın sana çok büyük saygı duyuyor.
The Lannisters send their regards.
Lannister'lar selam yolluyor.
Assassinated them in cold blood without regard for the life of the human host.
Onları insan konukçunun yaşamını hiçe sayarak soğukkanlılıkla öldürdünüz.
Please give her my regards.
Ona selamımı söyle, lütfen.
We just can't keep trampling through the galaxy with no regard for the damage that we can do.
Verebileceğimiz zararları hiçe sayıp galakside ordan oraya gezemeyiz.
And please, regards to your dad.
Bir de, lütfen babasına selamını söylemenizi.
I must regard it as a debt of honor.
O zaman bunu bir şeref borcu saymalıyım.
You saved many without regard for your own life.
Kendi hayatını hiçe sayarak birçoğunu kurtardın.
He stepped up, saved lives without regard for his own.
Terfi etti, takdir edilmeden hayatlar kurtardı.
And many other kings we know regard it with envy.
Bildiğimiz pek çok kral, buraya kıskançlıkla bakıyor.
Because he thinks you're a cold-hearted bastard without any regard for anyone but yourself.
Senin kendinden başka kimseye saygı duymayan soğuk kalpli...
Regard, mon ami.
Şuna bak, dostum.
The so—called art of acting is not one for which I have a particularly high regard.
Oyunculuk sanatı denen şey, benim özellikle saygı duyduğum birşey değil.
In that regard, I suppose not.
Dikkatli baktığında pek de farklı sayılmaz.
He has a great regard for you, Marianne.
Sana çok saygı duyuyor Marianne.