Примеры использования: refuge

many of the animals who take refuge here are in danger of extinction.
Buraya sığınmış hayvanların pek çoğu nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.
Will you help me defend the refuge?
Barınağı korumama yardım eder misiniz?
After a day feeding in the open water vast shoals of demoiselle fish return to the caves, which they use as a refuge from predators.
Açık sularda beslenerek geçen bir günün ardından kalabalık papaz balığı sürüleri avcılardan korunmak için sığındıkları mağaralara dönerler.
I'm a political refugee here.
Ben burada siyasi mülteciyim.
primorye is its final refuge and only hope.
Primorye onun son sığınağı ve tek umudu.
A newspaper that I used to secretly print in Burton City when I was forced to take refuge in Texas.
Burton City'deyken gizlice bastırdığım bir gazete Teksas'a iltica etmek zorunda kaldığım zamandan.
Behind the mention of Albania, of his stomach flu... taking refuge these scant days away from the election.
Arnavutluk'tan, gribinden söz edilmesinin arkasında seçime kadar, bu sınırlı günlerden uzak kalmak yatıyor.
He has taken refuge aboard this ship.
Bu gemiye sığındı.
There is a last refuge for the desperate, the unloved, the persecuted.
Çaresizler, sevilmemişler, zulmedilmişler için son bir sığınak vardır.
Why can't we give him refuge?
Neden ona iltica hakkı vermiyoruz ki?
It looks like refuge just a few paces away.
Yavrunun gözleri kumdan kapanmış ve devam edecek gücü kalmamış durumda.
She took refuge here.
Buraya sığınmış işte!
Prayer, the last refuge of a scoundrel.
Dua, bir alçağın son barınağı.
You never know what animal might have taken refuge in here.
Buraya hangi hayvanın sığındığını bilemezsin.
The very lucky refugees.
Şu şanslı mülteciler.
lake khanka is its last remaining refuge in the wild.
Khanka Gölü vahşi doğada kalan son yaşam sığınağı.