Примеры использования: reflected

Maybe her face is reflected in that gleam off your butt cheek.
Belki kalçalarının birinde yüzünün yansıması vardır.
Let me reflect on this for a while.
Bunu biraz düşüneyim.
And their guide is the light of the full moon reflected on the water.
Rehberleri ise yansıması suyun üzerine düşen dolunaydır.
Good time to reflect about it.
Bunu düşünmek için uygun bir zaman.
Is there darkness in Harrison or is it just my own fear being reflected back?
Harrison'ın karanlık bir tarafı var mı yoksa korkumun bir yansıması mı bu?
I want each of us to take a moment to reflect on how we failed to prevent the tragic death of that very... attractive young man.
Hepinizin, şöyle bir düşünüp bu çekici delikanlının ölümüne neden engel olamadığımızı bulmanızı bekliyorum.
And yet, reflected back upon him at last he could see his own ending.
Bunun yansıması sonucunda kendi sonunu görmeyi başardı.
I will visit my homeland and reflect upon the future.
- Memleketimi ziyaret edecek ve geleceği düşüneceğim.
The performance should reflect no credit on either of us.
Zira bu portrenin ikimizi de olumlu yansıtmayacak olmasından korkarım.
Your books reflect the highest honour on your genius and your principles.
Kitaplarınız en şerefli bir şekilde dehanızı ve ilkelerinizi aksettiriyor.
REFLECT LIGHT, OR EVEN BLOCK LIGHT.
Işığı yansıtmıyor, ya da ışığı engellemiyordu.
I felt a mirror could not reflect an image more beautiful than Caesar's beauty.
Ben de dedim ki, hiçbir ayna Sezar'a Sezar'ın güzelliğinden daha güzel bir görüntü aksettiremez.
My body doesn't reflect who I am inside.
Bedenim içsel yaşamımı yansıtmıyor!
And this shattered visage merely reflects the abomination that is my heart.
Ve bu bitkin çehre, asıl nefret edilen şeyin kalbim olduğunu aksettiriyor ancak.
There he could reflect on the horrors he's invented,
Orası yansıtabilirdi üzerine icat ettiği korkuları,
You fear this forest because it reflects your souls.
Bu orman ruhlarınızı aksettirdiği için korkuyorsunuz.