Примеры использования: reciprocity

In my view, a splendid example of reciprocity.
Kanımca, karşılıklılığın müthiş bir örneği.
Mother, don't forget the law of reciprocity.
Her şey karşılıklıdır, Rahibe.
They call it reciprocity.
Onlar buna karşılıklılık diyorlar.
It's a bond of reciprocity.
Karşılıklı bir bağ.
Consider it an act of reciprocity.
Bunu bir karşılıklılık eylemi olarak gör.
I even read a book laura gave me, about the whole concept of reciprocity in therapy, about how everything that goes on in here should be reciprocal.
Laura'nin bana verdigi kitabi bile okudum terapideki bütün karsilikli görüsler ve burada olan her seyin iki tarafli nasil devam etmesi hakkinda.
Reciprocity, Mr. Hudgens, is the key to every relationship.
Her ilişki karşılıklılığa dayanır, Bay Hudgens.
And if there's no reciprocity, we stop.
Karşılık alamazsak dururuz.
There's a reciprocity clause.
Bir mütekabiliyet maddesi de var.
It's only fair you show a little reciprocity, wouldn't you say?
Bunun karşılığında senin de bir şeyler vermen adil olur, öyle değil mi?
He's got a sense of reciprocity for a vampire.
Bir vampire göre mütekabiliyet yeteneği yok değil.
Empathy and reciprocity.
Empati ve karşılık.
We are, sir, it's just there's the principle of non-reciprocity between...
Öyleyiz, efendim ama kurumlar arası mütekabiliyet...
Expect reciprocity.
Karşılığını alacaksın.
I'm talking about reciprocity.
Karşılıklı ödünden bahsediyorum.
We should run a parallel investigation, sir, into Huntley and into Tim's murder, with zero reciprocity.
Efendim, Huntley'e ve Tim'in cinayetine.... sıfır karşılıklılık ile paralel bir araştırma yapmalıyız.