Примеры использования: rail

I'll just take the Long Island Rail Road and you can meet me at the train - the 4:15.
Long lsland trenine binerim... ..sen de beni 4:15'te istasyonda karşılarsın.
(narrator) Spring 1944 saw widespread air attacks on road and rail targets and on airfields.
1944 ilkbaharında, karayollarına, demiryollarına ve havaalanlarına çok geniş çaplı hava saldırıları düzenlendi.
It took three just to climb over the rail and get you away from that zebra.
Üç güvenlik görevlisi de parmaklıklara tırmanıp seni zebranın üstünden aldılar.
- She's going off the rails.
- Bugünlerde her şeyden yakınıyor.
I have 50 miles of my new rail tempered and ready to roll.
80 Kilometrelik ray döşenmeye hazır şuan.
-What's a third rail?
- Üçüncü ray da ne?
I woke up when my car bumped the guard rail on the left.
Arabam soldaki korkuluklara çarpınca uyandım.
If you mount up, take firm a rail in each hand.
Çıkarsan, iki trabzanı da sıkı sıkı tut.
Property adjacent to the rail line.
Raylara yakın mülkler.
I had this custom rail put in.
Şu korkulukları ben koydurttum.
Cuff him to the rail.
Trabzana kelepçele onu.
Say that she rail... why then I'll tell her plain, she sings as sweetly as a nightingale.
Diyelim ki sövüp saymaya başladı, ona içtenlikle... bülbüller gibi şakıdığını söylerim.
They have cars that you can drive, except they're on a rail.
Senin kullanabildiğin arabalar da var, şu trenler hariç.
We got these documents from one of Catalast's holding companies, transferred ownership of assets, land in that rail corridor.
Catalast'ın holding şirketlerinden birine ait dökümanlar bulduk, varlıkların mülkiyetini demiryolu koridoru işine aktarmışlar.
Lucy, you tied him to the rail, not the frame.
Onu parmaklığa bağlamışsın.
These dark, tortured people may rail against the night... but they make music.
Bu işkence görmüş insanlar geceye sövebilirlerdi ama müzik yapıyorlar.