Примеры использования: put in

I have one more name to put in.
Bir isim daha ekleyeceğim.
You must put in your oar.
- Burnunu sokmalısın.
Hey, put your head in.
Kafanı içeri sok.
Did you always have this fireplace or did you have it put in?
Bu şömine hep burada mıydı, yoksa siz mi eklediniz?
You put her in my head.
Onu kafamın içine sen soktun.
I got to do some work, or Schmidt will put me in the "Think Harder" box, which is basically just a refrigerator box that he hits with a baseball bat.
Biraz işim var veya Schmidt beni "Daha çok düşün" kutusuna koyacak zaten o beyzbol sopası ile vurduğu bir buzdolabı kutusu.
I'II tell you, I don't know much about drugs, but that's the stuff they put in a Mickey Finn.
Size söylemeliyim ki, ilaçlar konusunda fazla bilgim yok, fakat o, içkiye kattıkları bir madde.
Yeah, and you put her in there.
Evet, onu içeri sen soktun.
And I can't tell you how ex cited we are to have you come on-board and put in a hitch here at our flagship.
Ve ne kadar heyecanlandığımızı anlatamam aramıza katılacağını ve bayrağı devralacağını duyduğumuzda.
I'll put my bid in.
Ben teklifimi sunacağım.
But, I mean, you know, your mom could put me in a purse or a pocket, you know, if she really needs me to go.
Ama, yani işte, ille de gelmem gerekiyorsa anneniz beni, işte, cebine veya çantasına koyabilir.
And I can't tell you how excited we are to have you come onboard and put in a hitch with us down here at our flagship.
Ve ne kadar heyecanlandığımızı anlatamam aramıza katılacağını ve bayrağı devralacağını duyduğumuzda.
Put her in!
Can you put in a word?
Birşey ekleyecek misin?
Put it in boiling water.
Kaynar suya sokarak.
The shampoo boy said he was gonna put conditioner in but I think he just went like this-- Pbllt, pbllt, Nothing
Şampuancı çocuk saç kremini koyacağını söyledi, ama sanırım o sadece böyle gitti...