Примеры использования: provisions

After a long negotiation, Julio had the car for 5 days in exchange for 3 weeks during which Boinas would go to Chiapas to distribute provisions.
Uzun bir görüşmeden sonra, Julio arabayı 5 günlüğüne aldı ...solcuların Chiapas'a erzak dağıtmaya gidecekleri 3 haftalık sürede arabayı verme karşılığında.
Give me more men and provisions.
daha fazla adam ve malzeme verin.
Pius should have made a proper provision for my son.
Pius'un oğlum için düzgün bir hayat sağlaması gerekirdi.
Provision for the celebration arrive.
Kutlama hazırlıkları başladı.
The main army and provision ships must get up the Nile.
Ana ordu ve tedarik gemileri Nil'in üst kısmına geçmeli.
Though I doubt anyone can point out the actual provision to me.
Gerçi bunu yaparken kendime ne gibi bir çıkar sağladığımı anlamış değilim.
They have provisions, patience, and strong walls.
Yeterli erzakları, sabırları ve güçlü surları var.
So I'm implementing the emergency provision of the Philadelphia code.
Philadelphia yasalarının acil durum hükümlerini uygulamaya koymuş bulunmaktayım.
Provisions so this city might survive the winter.
Şehir kışı atlatsın diye erzak.
Finally there's a provision here
Son olarak, şurada bir hüküm var.
And before you say anything, it contains a provision prohibiting me from using it against you.
Bir şey söylemeden önce belirteyim, bunu senin aleyhine kullanmamı yasaklayan bir koşul da var.
I appreciate that, but let me ask you in your fail-safe techniques, is there a provision against killer bees?
Anlıyorum, ama bir şey sormak istiyorum arızadan koruma teknikleriniz arasında katil arılara karşı bir önlem var mı?
-They make you pay for provision.
- Provizyon farkını istiyorlar ama.
Actually, 1932, and the reason I remember that is because it was in 1932 that FDR repealed the Provision Act.
Aslında, 1932, bunu hatırlamamın sebebi, 1932'de FDR'in Karşılık Yasası'nı yürürlükten kaldırmasıydı.
How are the provisions going to be provided?
malzemeler ne zaman gelecek?
At this festive season of the year, it seems desirable that those of us with means should make some provision for the poor and destitute who suffer greatly at this time.
Yılın bu bayram döneminde imkanı olanların yoksul ve muhtaç durumdakilere bir şeyler sağlamaları arzu edilen bir durumdur.