Примеры использования: provides

And it does provide answers.
Cevapları da sağlıyor tabii.
These permanent holes in the ice provide seafood throughout winter.
Buzun içindeki bu hiç kapanmayan açıklıklar, kış boyunca deniz ürünleri sunar.
Everything was provided for.
But someday you'll understand that providing our family with a better life...
Ama bir gün ailemize daha iyi bir hayat sağlamanın...
He can provide it.
We do not provide child care.
Çocuk bakım hizmeti sunmuyoruz.
You're assuming Jason provided for you in the same manner he provided for Ollie.
Jason'ın sana Ollie'ye öngördüğü miktar kadar bıraktığını varsayıyorsun.
We know that there are expenses involved in providing additional security.
Bize güvenlik sağlamanın fazladan masraf çıkaracağını biliyoruz.
They provide the Earth's colors.
Dünyaya renk vermeye yararlar.
Only by working together can they provide for the next generation and survive in the most exposed habitat on the planet.
Sadece birlikte çalışarak gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilir ve gezegendeki bu en korunaksız yaşam alanında hayatta kalabilirler.
- Skyler, you wanted me out I'm out, but I will provide for my family.
- Skyler, evden çıkmamı istedin... ve çıktım ama ailemi geçindireceğim.
It's about winning, about providing society with superior things, and about proving that you have taste, and good values and you work hard.
Kazanmayı, topluma üstün şeyler sunmayı, zevk sahibi ve erdem sahibi olduğunu, çok çalıştığını kanıtlamayı temsil eder.
- You provide them freely?
-Bunları karşılıksız olarak bize verecek misiniz?
I only work as hard as I do to provide for her.
Onun ihtiyaçlarını karşılamak için bu kadar çok çalışıyorum.
A man has to provide, take care of his family.
Bilirsin, erkek ailesine bakmak, onu geçindirmek zorundadır.
Ms. Gordon, what's wrong with providing luxury housing for hundreds, as opposed to an old hotel that nobody stays at anymore?
Bayan Gordon, artık içinde kimsenin kalmadığı eski bir otele karşın yüzlerce kişi için lüks evler sunmanın nesi yanlış?