Примеры использования: prosecution

Preliminary hearings are for the prosecution.
Ön duruşmalar kovuşturmalar içindir.
Before I was chief assistant, I did head up the gang prosecution unit.
Baş yardımcı olmadan önce çete takip ekibinin başıydım.
Is Prosecution agreeable to this?
Savcı aynı görüşte mi?
Sources inside the courtroom tell us that the prosecution is just moments away from calling their final witness.
Mahkeme salonu içindeki kaynaklarımız bize davacının son tanıklarını çağırmasının an meselesi olduğunu söylüyor.
The day that he injected that small boy with the rabies vaccine he was risking criminal prosecution.
Kuduz aşısını o ufak çocuğa ilk vurduğunda cezai kovuşturma riskini alıyordu.
I think that speaks to our increased scrutiny over prosecutions.
Sanırım kovuşturmalar üzerindeki dikkatli incelemeler artışta etkili oldu.
My lawyer's going to sue for malicious prosecution... intentional harassment and breaking a guy's heart.
Avukatım kasıtlı takip, taciz ve kalp kırmadan sizi dava edecek.
You have heard the prosecution, Mr. Franklin.
Savcıyı duydun, Bay Franklin.
On the Arthur Cohen prosecution?
Arthur Cohen davasında mı?
However, I'm inclined to agree with prosecution.
Ancak savcılıkla aynı görüşteyim.
That would open him up to prosecution.
Bu onu yargılamaya götürür.
Then let the prosecution argue that, and let the jury decide, Your Honor.
- O zaman izin verin iddia makamı fikrini savunsun ve jüri ona göre karar versin, Sayın Hâkim.
Despite the lack of hard evidence on the part of prosecution, incarceration sure gives the appearance of guilt.
Dava sırasında kesin kanıt olmamasına rağmen tutuklanmak suçlu olduğun görünümü yaratır.
You got Judge Hopkins to let you start depositions on your malicious prosecution bullshit?
Yargıç Hopkins'i görevi kötüye kullanma davasında ifade vermem için ikna mı ettiniz?
- Prosecution withdraws its objection.
- Savcılık itirazını geri çekti.
Now you move your people into any designated area I told you about... and you'll have immunity from arrest and prosecution.
Sen şimdi adamlarını da al, sana söylediğim belirlenmiş bölgeye git orada tutuklanma ya da yargılama olmayacak.