Примеры использования: prone to

Cellmates are prone to snitch.
Hücre arkadaşların seni ispiyonlamaya meyillidirler.
A boyfriend might be prone to show off for his girlfriend.
Bir erkek kız arkadaşına gösteri yapmaya meyilli olabilir.
She's so prone to melodrama.
Melodrama çok meyilli.
After Pearl Harbor, Hubbard took command of a sub chaser, but he was still a man prone to invention.
Pearl Harbor'dan sonra Hubbard, bir denizaltı avcı gemisinin kaptanı oldu ama hala bir şeyler üretmeye meyilli biriydi.
It seems we are both prone to resurrection.
Görünüse göre ikimiz de dirilmeye meyilliyiz.
If we recognize that we are all prone to these biases, maybe we can compensate and avoid unintended acts of prejudice.
Eğer bu önyargıların farkına varırsak belki telafi edebilir ve önyargılarımızdan kurtulabiliriz.
Oscar, I'm now going to be prone to surges.
Oscar, artık yüksek gerilime karşı savunmasızım.
I'm prone to old-world politeness.
Eski usul kibarlık hep ilgimi çekmiştir.
It's just I know, now that you're presenting, you're prone to more serious thought, and I just wanted you to know that one's a loser.
Senin fikrinin akla daha yatkın olduğunu ama başarısız olmaya aday bir fikir olduğunu bilmeni istedim.
The LSD is making her prone to suggestion.
LSD onu telkinlere yatkın hale getiriyor.
Although he was prone to the more than occasional harassment scandal.
Bununla birlikte, arada sırada taciz skandalı çıkarmaya yatkındı.
He was prone to random erections, that's one thing I do know.
Bildiğim bir şey varsa, o da ani ereksiyonlara yatkın biriydi.
Erratic, working in haste, prone to mistakes and entirely focused on Ivy.
Kararsız, aceleci, hata yapmaya yatkın ve tümüyle Ivy'e odaklanmış.
- She's prone to panic attacks.
-Panik atak meyili var.
She's already prone to flashbacks, if you know what I mean.
Zaten geçmişinin izlerini taşıyor, bilmem anlatabildim mi.
Cocaine users are prone to distorting the truth.
Bildiğime göre kokainmanlar gerçekleri çarpıtırdı.