Примеры использования: prone

A-T patients are more prone to that form of cancer.
AT hastaları bu tür kanser tipleri oluşturmaya eğilimlidir.
Obviously, I'm prone to depression...
Depresyona meyilli birisiyim.
The prone right hand is drawn...
Eğimli sağ el diğerinin...
If she's an alcoholic, she would also be more prone to hypercalcemia.
Eğer alkolikse hiperkalsemiye daha yatkındır.
There is no smoking in the prone position in bed.
Yatakta yüzükoyun sigara içmek yok.
Eve 6 said they were prone to suicide.
Havva 6, intihara eğilimli olduklarını söylemişti.
Hands-on learner, prone to self-aggrandizement.
Pratik yaparak öğreniyor ego tatminine meyilli.
This report calls him "unstable... prone to violent outbursts. "
Bu raporlar ona "dengesiz şiddete eğilimli, çabuk parlayan" diyor.
She was always prone to melancholy.
Her daim bunalıma yatkın biriydi.
Crushing and scraping injuries to the scapula are congruent with Brianna Swanson being forced into a culvert this size in a prone position.
Kürekkemiğindeki ezik ve yaralar Brianna'nın yüzükoyun olarak arka zorla sokulduğunu gösteriyor.
Despite this, flamingos still protect theirs ... on special mud-stacked nests, as the lake is prone to flooding.
Buna rağmen, flamingolar yumurtalarını çamurdan örülmüş özel yuvalarda saklar çünkü göl her an taşmaya eğilimlidir.
These folks are prone to emotional decision-making.
Bu adamlar duygusal kararlar almaya meyillidirler.
I have weak joints, prone to dislocation.
Zayıf eklemlere sahibim, çıkıkları eğimlidir.
- Probably didn't help, but diabetics are prone to this type of infection.
- Muhtemelen işe yaramazdı ama şeker hastaları bu tip enfeksiyonlara yatkındırlar.
Male prone.
So if one of your charges were to say you were hostile, cruel, prone to kicking the proverbial dog, would that be a lie?
Yani birisi çıkıp da sizin acımasız, düşmanca davranan ve şiddete yatkın biri olduğunuzu söylese bu bir yalan mı olur?