Примеры использования: priorities

Priority Omega.
Öncelik Omega.
Children's concerts aren't a priority these days.
Çocuklara özel konserlere şu günlerde pek önem verilmiyor.
Access Priority One.
Erişim Önceliği Bir.
Bastide's priority, you see... is a guaranteed virtue.
Bastide'in en önem verdiği şey... gelinin kesinlikle bakire olması.
The priority is Gotham General.
Önceliğimiz Gotham Merkez Hastanesi.
DETECTIVE JULIO SANCHEZ, PRIORITY HOMICIDE.
Öncel Cinayet Timinden Dedektif Julio Sanchez.
Telling the truth wasn't much of a priority in my family.
Doğruyu söylemek benim ailemde o kadar önemi olan bir şey değildi.
Make this a priority.
Bu iş önceliğin artık.
Verified priority clearance.
Onaylanmış kıdem izni.
Your daughter's kidnapping is is the army's highest priority.
Kızınızın kacırılma olayı ordunun en önceli konusudur.
It's just about priorities, you know, Martin?
Tüm mesele bu kıdem olayı Martin.
Sergeant Gabriel, priority homicide.
Öncel Cinayet'ten Çavuş Gabriel.
Priority 5.
Önem derecesi beş.
Red priority.
Kırmızı öncelik.
Priority Homicide was my idea.
Öncel Cinayet benim fikrimdi.
Well, the founding father has placed a high priority on home security.
Şey, yaptıranlar ev güvenliğine... büyük bir önem vermişler.