Примеры использования: presume

- I presume so.
- Öyle varsayıyorum.
Dr Chilton, I presume.
Dr ChiIton, farzediyorum.
I presume he turned up.
Geldiğini varsayıyorum.
Mr. Laurel, I presume.
-Sanırım Stan Laurel'siniz.
I presume you all know what suicides are.
Hepinizin intiharın ne olduğunu bildiğinizi farzediyorum.
And since I'm the teacher, let's presume I'm right about that for now.
Ve bundan sonra burada hoca ben olduğuma göre,sadece benim haklı olduğumu varsayalım olur mu?
I presume you're aware that our witness is no longer in custody?
Tanığımızın artık gözaltında olmadığını bildiğini varsayıyorum?
You're coming, I presume.
Geleceğini varsayıyorum.
I presume?
Rafael Gonzalez, I presume.
Rafael Gonzalez, sanırım.
Well, we must presume something has happened to your friend Eprim.
Arkadaşınız Eprim'e bir şeyler olmuş gibi farzetmeliyiz.
Just because you are King, you must not presume that things will go on as before.
Sırf Kral sensin diye olayların eskisi gibi olacağını varsaymamalısın.
In fact, many people, many years ago, presumed she was dead.
Yıllardır insanlar onun zaten öldüğünü sanıyorlardı.
You presume to instruct the Tsar!
Çar'a bilgi verdiğini farzet!
You did bring the code, i presume?
Yanında kodu getirdiğini farzediyorum?
So I can only presume you have a hot date tonight?
Ee bu durumda bu akşam biriyle randevun olduğunu farzediyorum?