Примеры использования: predictive

You know there's a difference between predictive modeling and actual hard science.
Öngörülü modellemeyle gerçek pozitif bilim arasında fark var biliyorsun.
How predictive is it?
Öngörü değeri nasıl peki?
There can be no stronger test of an idea than its predictive power.
Bir fikrin sınanmasının, onun kestirimci kuvvetinden daha güçlü bir yolu olamaz.
So it's predictive.
- Tahmin edici yani.
Predictive text is so annoying!
kısa mesajlar çok can sıkıcı!
But I've been exploring how it can speed up predictive modeling.
Fakat ben ileriye dönük modellemeyi nasıl hızlandırabileceğini araştırıyorum.
Yeah, it's called predictive analysis.
Evet, buna öngörme analizi deniyor.
I finally perfected my predictive analytic probability theory.
Sonunda analitik olasılık teorimi tamamladım.
W-we share the same pretty obscure specialty-- predictive economics.
Biz, aynı karışık uzmanlığı paylaşıyorduk öngörü ekonomisi yani.
By now we're all familiar with data mining, neural networking, predictive technologies.
Şu ana kadar hepimiz veri toplama yöntemlerine aşinayız, nöral ağ kurma, öngörü teknolojileri.
It's just a predictive loop.
Tahmine dayalı bir döngü sadece.
It takes all three for their predictive abilities to work.
Kehanetleri yapabilmeleri için 3'ü de lazım.
I'm a partner at the predictive strategy firm...
Strateji tahmin firmasının ortağıyım...
Aster Corps wants to harness Amelia's incredible predictive abilities.
Aster Şirketi Amelia'nın eşsiz tahmin yeteneklerinden yararlanmak istiyor.
Using Natale's rap sheet to extrapolate a predictive analysis of the choices he'll make.
- Natale'nin sabıka kaydını kullanarak yapacağı seçimler için bir tahminsel analiz yapsak.
Our model's predictive.
Modelimiz öngörüyor.