Примеры использования: plunder

Their work is robbery, slaughter, plunder.
Çalışmaları yağma, soygun, katliam.
Any plunder we take will be yours to do with as you please.
Tüm ganimetler yine arzu ettiğinizi yapmak üzere sizin olacak.
They plunder our ships headed to Mecca.
Hac'ca giden kadırgalarımızı durdurup soyuyorlar.
- You pillage and plunder?
- Yağmalar ve talan mı edersin?
He may not be in the mood for plunder.
- Yağmacılığa hali olmayabilir.
We wage war, we burn sacrifices, and pillage and plunder and tear at the flesh of our brothers.
O yüzden savaş açıp adaklar yakıyor, yağmalıyor ve kendi kardeşlerimizin etini parçalıyoruz.
I want you to loot, pillage, plunder.
Yağmalayacak, talan edecek, çapulculuk yapacak ve çalacaksınız.
He lets them plunder in his ghetto,the useless.
Mahallesini yağma etmelerine izin verdi,işe yaramaz.
To the plunder and lawlessness!
Yağmacılığa ve kanunsuzluğa.
So you're taking bribes to plunder graves, and I need to show respect.
Yani mezar yağmalamak için rüşvet alıyorsun ama benim saygı göstermem gerekiyor.
In the beginning I thought of that plunder of the of these whites.
geldikten sonra, ben hakkinda çalmak düsündüm.
- Do you plunder?
Sen yağmalar mısın?
We can ride the high seas, plunder together.
Büyük denizlere açılıp ganimeti paylaşırız.
Yet they mock, abuse, and plunder us.
Bizimle alay ediyor, bize küfredip bizi soyuyorlar.
Torus will plunder.
Torus talan edecek.
Is she part of your plunder?
- Yağmacılığının parçası mı?