Примеры использования: pleasure

Yeah, a real pleasure.
Evet, gerçek bir zevk.
To know I shall be giving such pleasure to all my dear family!
Söyleyeceklerimin sevgili aileme sevinç vereceğini bilmek ne güzel!
You antagonized him for years for your own pleasure.
Sen ise senelerce onu keyfi olarak kışkırttın.
My pleasure, sir!
Memnuniyetle efendim!
The pleasure derived from all these activities and sports
Tüm bu aktivite ve spordan elde edilen eğlence
It doesn't bring the same pleasure?
Aynı hazzı vermez mi?
I won't deny her one last pleasure.
Onun son isteğini reddetmeyeceğim.
He downed it with pleasure and breathed his last breath.
Şarabı keyifle midesine indirdi ve son nefesini verdi.
Friends who would take great pleasure in destroying you.
Seni yok etmekten büyük keyif alacak dostlarımız.
Pleasure doing business with you.
Sizinle iş yapmak zevkliydi.
You shall sacrifice your own ordinary pleasure to the world... forevermore...
Bunca zamandır dünya için kendi mutluluğun da dahil her şeyini verdin.
He serves at the pleasure of the king.
Kralın hoşnutluğu için çalıştığını.
No great pleasure, believe me.
Pek de büyük bir şeref değil.
What other wonder invites taste buds toward pleasure?
Tat tomurcukları, bu sefer hangi harika lezzeti celbetti?
-Pleasure to be here.
-Burada olmak zevk.
It will actually be a pleasure walking into that doctor's office today...
Doktorun ofisine sevinçle gireceğim aslında.