Примеры использования: plead

Did he plead for a reprieve?
Onu öldürmemen için sana yalvardı mı?
How do you plead to these charges?
Kendinizi nasıl savunacaksınız?
Sansa came to court this morning to plead for your life.
Bu sabah Sansa saraya gelip hayatınız için yalvardı.
Okay, fine, you're here, but there's nothing that says you can plead her case.
Tamam buradasın ama onun davasını savunabilmek için söyleyebileceğin bir şey yok.
The pit fighters you liberated plead for this opportunity.
Azat ettiğiniz çukur dövüşçüleri bu fırsat için size yalvarıyor.
- How do you plead?
- Kendini nasıl savunacaksın?
Let's plead our parents to let us go on a holiday.
Bizi tatile göndermesi için ailelerimize yalvaralım.
- Krusty the Clown, how do you plead?
Palyaço Krusty, nasıl savunacaksın?
He'll plead for mercy.
If I plead our case and gain his support, that might be all we need to emerge from this intact.
Ona amacımızı açıklayıp desteğini alırsam bu kargaşanın içinden çıkmamızı sağlayabilir.
Looks like Ross here came to plead for mercy.
Ross af dilenmeye gelmiş sanırım.
- I don't need traitors to plead my cause.
-Amacımı açıklamak için hainlere ihtiyacım yok.
To plead.
Aman dilemek.
- Plead my case in person.
Kişisel olarak açıklamak istiyorum.
Master Marco, in his infinite wisdom and compassion, the Khan of Khans grants you a final audience to plead for mercy.
Üstad Marco, sonsuz bilgeliği ve merhametiyle birlikte Han'ların Han'ı sana merhamet dilemen için son bir şans daha veriyor.
How do you plead?
Bunu nasıl açıklayacaksın?