Примеры использования: playful

It may look playful, but there's no harder life on the grasslands than that facing these infants.
Eğlenceli görünebilir, ama çayırlarda bu yavrularınkinden daha zorlu bir hayat yoktur.
Ah, the playful banter of a couple on the same team.
Ah ,oynak şaka Aynı takımdaki çiftler gibi.
Show the jury "hey, I'm playful."
Jüriye şakacı biri olduğunu göster.
Playful, bit of a brat.
Oyuncu, biraz yaramaz.
"We're playful paramours"
" Biz, neşeli aşıklarız."
So playful.
Don't be too playful, you young people
Bu kadar oynak olma genç adam.
Nobody ever accuses him of being playful.
Kimse onu şakacı olmakla suçlamaz.
The playful calf suckles from his mother every day.
Bu oyuncu yavru her gün süt emiyor.
soon, when the novelty wears off, deep winter will slow even this playful marten, and this extraordinary land will come to an icy standstill.
Çok yakında, heyecanı geçtiğinde kara kış bu neşeli ağaç sansarını bile yavaşlatacak ve bu inanılmaz kara parçası buzlu bir sekteye uğrayacak.
Dramatic, cryptic, playful.
Dramatik, gizemli ve eğlenceli.
Perky, playful, and puns.
Arsız, oynak ve cinas.
Just a playful thought!
Şakacı bir düşünce!
A playful wind stops at will.
Oyuncu bir rüzgar istediği zaman durur.
-Oh, you're playful now?
- Şimdi de neşeli misin?
Saying that, the film is playful and comedic too.
Aynı zamanda eğlenceli ve komik bir filmdi de.