Примеры использования: played

And these extremofiles play another important role in this cave.
Bu ekstremofiller bu mağarada bir başka önemli rol daha oynar.
I hope coach taylor just lets 'em play.
Umarım Koç Taylor işleri böyle yürütür.
Play that message for Emily, and this problem goes away.
- Bu mesajı Emily'e dinlet problem filan kalmaz.
You play bass?
Ocak, 2010 Bas gitar mı çalıyorsun?
Um, would you play a bloated corpse on CSI?
CSI'da davul gibi şişmiş cesedi canlandırır mıydın?
Wait, did you play badminton or sad-minton?
Dur biraz, bedmintın mı oynadın yoksa berbattın mı?
Play it here.
Burada yürüt.
- Well, it will be when I play this for the parole board.
- Bunu kurula dinlettiğimde öyle olmayacak.
But I play.
Bir şeyler çalabilirim ama.
Only the actors who play him!
Sadece onu canlandıran insanlar ölür!
That could play Ann Haydon Jones and her husband Pip.
Ann Haydon Jones ve kocası Pip'le oynayabilir.
Would you please press the play button... on the tape recorder inside the puppet?
Şimdi kuklanın içindeki ses kaydedicisinin yürütme butonuna basar mısın?
I didn't play it for her.
Ben ona dinletmedim.
You want to play?
Çalmak mı istiyorsunuz?
YOU PLAY A MOTH ER.
Bir anneyi canlandırıyorsun.
Hey Valeria, let's go play roulette.
Hey Valeria, hadi gidip rulet oynayalım.