Примеры использования: pioneer

Released aliens served in the Pioneer Corps.
Serbest bırakılan yabancılar öncü kolorduda hizmet verdiler.
Still, life for this pioneer is far from easy.
Hala, çığır açan hayat kolay olmaktan çok uzaktır.
Pioneer time traveller.
Öncü zaman yolcusu.
Her father was a pioneer in transplant medicine.
Babası organ nakli konusunda çığır açan biriydi.
Now, now, you denigrated the memory of a great civil rights pioneer.
Büyük bir vatandaşlık hakkı öncüsünün anısını karaladın.
Here it is possible to relive the excitement and stresses of pioneer life to the fullest.
Burada o streste çığır açan hayatın heyecanını dolu dolu yaşamak mümkün.
You might say he was a pioneer.
Babanın bir öncü olduğunu söyleyebilirsin.
It was pioneer days.
Çığır açan günlerdi.
The artist, the artist is the pioneer.
Gerçek sanatçı, önder olan bir sanatçı.
You went to Pioneer City Appliances?
Pioneer'e mi gittin?
It's always good doing business with a fellow pioneer, Mr. Young.
Önder biriyle iş yapmak daima iyidir Bay Young.
(Caption) Pioneer Park, Spring 1979
Pioneer Park, 1979 baharı
It must be tough not being a pioneer.
Önder olamayacak olmak zor olmalı.
I'm Pioneer Pete!
Ben, Pioneer Pete!
Think of yourself as a pioneer.
Kendini bir önder olarak düşün.
In pioneer square.
Pioneer Meydanı'ndaki.