Примеры использования: picnic

A picnic.
Önce bir piknik!
Plastic picnic coolers.
Plastik piknik soğutucusu.
Nice day for a picnic.
Piknik için güzel bir gün.
Just enjoy the picnic.
Pikniğin keyfini çıkar.
Father-son picnic.
- Baba-oğul pikniğine.
This picnic is for me.
Piknik benim için.
It was gonna be, like, a picnic.
He's in Bethnal Green cemetery having a picnic.
Bethnal Green mezarlığında piknik yapıyor.
Then when you get out, we can have a picnic there!
Dışarı çıktığında da orada bir piknik yaparız!
We can pack a lunchbox and go on a picnic.
Bir sepet hazırlayalım ve piknik yapalım...
We're going to have an indoor picnic.
Kapalı alan pikniği yapacağız.
- My husband gave me a surprise picnic.
-Kocam bana sürpriz piknik yapmıştı.
Car rammed into a picnic at Lincoln Park.
Bir araba, Lincoln Park'ta piknik yapanlara çarpmış.
Ride out with a picnic lunch every day.
- Ata binip piknik yapmak.
We can picnic and spit at Jupiter.
Piknik yaparız ve Jupiter'e tükürürüz.
We could take a bike ride or have a picnic.
Bisiklete binebilir ya da piknik yapabiliriz.