Примеры использования: permitted

I am permitted this.
Buna iznim var.
Are you familiar with drilling regulations... permitted use versus conditional use?
Sondaj kısıtlamalarını biliyor musunuz... koşullu kullanıma karşı izinli kullanım?
I was permitted to write her a letter.
Ona mektup yazmama müsade ettiler.
- There's no way I can permit this vehicle.
- Bu araca ruhsat vermemin imkanı yok.
I am not permitted.
Buna müsaadem yok.
Ma'am, smoking is not permitted in the hospital.
Bayan, hastanede sigara içmek yasaktır.
"The court may permit jurors in civil cases to submit written questions directed at witnesses."
"Mahkeme, hukuk davalarında, jüri tarafından yazılı olarak verilen soruları direk olarak tanığa sorma izni verebilir."
I am permitted to safeguard my people only.
Halkımı korumaya iznim var, ama sadece kendi halkımı.
Because if I might be permitted to say so?
Söylememe müsaade var mı bilmiyorum.
Visitors are reminded that cuttings from the gardens are not permitted.
Ziyaretçilere, bahçelerden bir şeyler kesmelerinin yasak olduğu hatırlatılır.
They'll give you a work permit.
Sana çalışma izni verecekler.
- You're not permitted entry...
- Efendim, giriş için izniniz yok...
Guests are not permitted to move about unescorted.
Misafirler Şehirde eşlik olmadan gezmeye izinli değillerdir.
We're permitted no friends, no emotions, no personal life of our own.
Arkadaşlara, duygulara, kişisel hayata müsade yoktur.
The permit man was supposed to be here by 4:00.
Ruhsatı verecek olan adam saat 4'e kadar gelecekti.
I doubt your style of resonance would be permitted in the Royal Court.
Senin tınlamalı stilinin Kralın maiyetinde müsaade göreceğinden şüpheliyim.