Примеры использования: parties

Define "party."
"Taraf"ı tanımla.
But I'm no epileptic and never belonged to any party!
Ama ben saralı değilim ve hiç partili olmadım!
For the returning fishing party, the first challenge is getting ashore.
Geri dönen balıkçı topluluğu için ilk mücadele kıyıya ulaşmak.
And you have all enjoyed it, been party to it and benefited by it.
Hepiniz de bundan keyif aldınız, buna ortak oldunuz ve bundan çıkar sağladınız.
I sincerely hope the rest of your party is returning.
Grubunuzun geri kalanının döneceğini umuyorum.
That just means we're gonna have to party that much harder.
Demek ki o kadar fazla eğlenmemiz gerek.
Sir, what happened to the party idea?
Hani eğlentiye gidiyorduk?
Coaxed from an unwilling party.
Gönülsüz bir tarafı ikna etmek.
What third party?
Üçüncü sahis derken?
That's why you wanted Karamel at this party.
Bu yüzden Karamel'in partiye gelmesini istedin.
Rescue party is here, lads.
Kurtarma ekibi geldi.
Both countries believe they have a role to play and must do more to get all the parties on the table in time.
Her iki ülke de olanlarda payları olduğunu biliyorlar ve tüm hissedarları masaya oturtmak için birşeyler yapmalarının tam zamanı.
Did somebody force you to have this party?
Davet vermeniz için sizi zorladılar mı?
This is a party zone!
Burası eğlence bölgesi!
Derrick doesn't party.
Derrick alem yapmaz.
It was vague, and it's a third party conversation.
Üstü kapalıydı ve üçüncü şahıs konuşmasıydı.