Примеры использования: outpatient

It was an outpatient procedure.
Sıradan bir poliklinik işlemiydi.
There's an outpatient program.
Bir tane ayaktan tedavi programi var.
He's more of an outpatient and you're his keeper.
O bir hasta ve sen de onun bakıcısı gibisin.
Why outpatient surgery?
Neden günübirlik cerrahi?
All outpatient procedures.
Ayakta yapılabilen tüm işlemler.
And so you trolled all the outpatient clinics so you could find a suitable borderline case like Randall Milkie.
Yani bütün polikliniklerde Randall Milkie gibi sırf düzgün bir sınır vakası bulmak için dolaştınız.
It's an outpatient procedure.
Bu bir ayakta tedavi prosedürü.
She was an outpatient at this hospital, Joe, and you knew that.
O geçici bir hastaydı bunu biliyordun.
Now with this outpatient surgery wing gone, all of those patients are now overloading our regular O.R.s.
Günübirlik cerrahi kanadımız gidince diğer tüm hastalar normal ameliyathanelerimize yükleniyorlar.
Outpatient procedure.
Ayakta tedavi.
So you do pro Bono work at an outpatient clinic?
Bir poliklinikte hayır işi yapıyorsunuz değil mi?
We do more and more on an outpatient basis.
Genelde daha çok ayakta tedavi ediyoruz.
This man is an outpatient in my care.
Bu adam benim bakımım altındaki bir hastadır.
Look what I found in outpatient surgery.
Günübirlik cerrahinde bunları buldum.
Well, you can't do it as an outpatient.
- Bu testleri ayakta yapamayız.
So, what I'm gonna suggest is that we contact your parents, let them know what's going on, and then we refer you to one of our outpatient services.
Peki, ailenle temasa geçersek, neler olduğunu onlara anlatacağım, ve sonra seni bir poliklinik hizmetine sevk edeceğim.