Примеры использования: outlawed

Their ships are rumored to be equipped with isolytic subspace weapons outlawed by the Second Khitomer Accord.
Bir söylentiye göre gemileri kanunsuz silahlarla donatılmış.
The Batman is an outlaw.
Batman bir kanun kaçağı.
He was an outlaw.
O bir kaçaktı.
I embrace the outlaw life.
Ben yasadışı hayatı benimsedim.
- They might as well outlaw smoking.
- Sigarayı da yasaklayabilirler.
An outlaw.
Bir haydut.
I thought we outlawed enhanced interrogation.
Sorgulama bizde yasa dışı sanıyordum.
Wouldn't it be great to be outlaws together again?
Birlikte yine kanunsuzlar olmak güzel olmaz miydi?
Well, Congress is racing back to Washington to outlaw these.
Meclis bunları yasaklamak için yarışıyor.
- Outlaw sympathizers.
-Haydut sempatizanları.
Outlaw like they never saw before.
Daha önce hiç görmedikleri bir Yasa Dışı olacağım.
- 'Cause, you know, you'd be a bad, bad man, and I be an outlaw.
Çünkü, biliyorsun, sen çok kötü bir adam olacaksın bende kanunsuz olacağım.
Or are you an outlaw?
Yoksa bir kanun kaçağı mı?
Every nation has its outlaws.
Her ülkenin kanun kaçakları vardır.
An outlaw biker gang -
Yasadışı motor çetesi
It is their deeds that have terrorised Camelot and forced us to outlaw such practices.
Camelot'ta böylesine korku salıp bizi büyüyü yasaklamaya mecbur eden onların yaptıkları.