Примеры использования: outgo

He's really outgoing, huh?
Gerçekten dışarı çıkıyor mu o?
They log in every outgoing call.
Bütün dışarı aramaları kayıt ediyorlar.
No one's allowed to make outgoing calls.
Dışarıdan kimsenin aranmasına izin vermiyorlar.
Outgoing call two minutes after he left.
John çıktıktan iki dakika sonra dışarısı aranmış.
Did that say outgoing?
Karşılama mı dedi?
That's Javier's outgoing call?
Bu Javier'in giden çağrısı mı?
I already checked all incoming and outgoing network communications.
Şebeke üstünden yapılan bütün iletişimlere baktım.
Usually Chloe's very happy, outgoing, but lately she's been withdrawn.
Normalde Chloe çok mutlu ve sosyal bir çocuktur ancak son zamanlarda içine çok kapandı.
What if we changed our outgoing answering machine message so it just had a little more zing and a little more pep?
Telesekreterdeki sesimizi değiştirip, biraz daha fırlamalık yapsak nasıl olur?
Classy burp on your outgoing message.
Telesekreterdeki mesajında çok süper geğiriyorsun.
You have my same answering machine outgoing message... and it bugs me!
Telesekreterinde benim mesajımın aynısı var ve bu beni kızdırıyor!
We are in self-protect mode, meaning there's no outgoing or incoming communication.
Kendimizi koruma durumuna geçtik, bu demektir ki dışarı ve içeri sinyal yok.
-That ain't outgoing!
- Bizimkiler değil!
There were no unusual outgoing calls from the NCIS switchboard.
NCIS santralinden sıra dışı bir arama yapılmamış.
Outgoing classification?
Çıkış bilgileriniz?
Hard-working, well-liked, outgoing.
Çalışkan, güzel, sempatik.