Примеры использования: outdated

Lousy, outdated relics!
Kahrolsun, eski kalıntılar!
Not only weak, but the way you think and act is outdated.
Yanlızca zayıf değil, düşünceleriniz ve tavrınız da demode.
Oh, in our massively outdated kitchen?
Modası geçmiş masif mutfağımızda mı?
Us bending units are dangerously outdated.
Bükme birimleri olarak bizlerin son kullanma tarihi çoktan geçmiş.
It's such a bourgeois idea, such an outdated prejudice!
Öyle burjuvazi bir fikir, öyle köhne bir ön yargı ki!
I think they're outdated.
Modasının geçtiğini düşünüyordum.
They're two or three years outdated.
Üzerlerinden iki ila üç yıl geçmiş.
Now, obviously, the security is pretty outdated.
Görünüşe bakılırsa güvenlik sistemi pek eski teknolojiymiş.
It's all outdated or disproved.
Hepsi ya köhne ya da çürütülmüş.
I'm gonna start by keeping my old cell phone, even if it is outdated.
Bu işe modası geçmiş cep telefonumu atmayarak başlıyorum.
It was an outdated model.
Zamanı geçmiş bir modeldi.
It's outdated, is all.
Çok eski bu makina.
Look, man, if people think your clothes are outdated, they'll think you're outdated.
Dinle adamım, eğer insanlar kıyafetlerinin demode olduğunu düşünüyorsa senin de demode olduğunu düşünürler.
This is the outdated practice of displaying holiday-themed towels solely to gaze upon.
Bu sadece cadılar bayramı temalı havluları sergilemek için modası geçmiş bir uygulama.
You've been tracking illegal munitions in South Florida, so I figured you knew Brad and his partner were selling outdated ammo.
Brad ve ortağının tarihi geçmiş mermiler sattığını biliyordunuz herhâlde.
Yeah, it's a bit outdated.
Evet, biraz köhne.