Примеры использования: opposing

And now for an opposing view.
Şimdide karşı bir görüş.
A General would be unwise to reveal his strategy to the opposing forces.
Bir generalin, muhalif güçlere stratejisini ifşa etmesi akılsızlık olurdu.
THANKS TO THE OPPOSING FORCES OF GRAVITY AND EXPANSION.
Çekim gücü ve genişlemenin karşıt güçlerine şükürler olsun.
If any of you wishes to oppose this, speak now.
kim buna karşı çıkıp sesini yükseltebilir.
Consider it an opposing opinion.
Bunu bir karşı fikir olarak kabul et.
You could give the hull an opposing charge.
Gövdeye ters yük bindirebilirsin.
It's like I've got these two opposing forces inside me.
Sanki içimde iki tane zıt güç varmış gibi.
They're not opposing.
Onlar karşı değildi.
"playing on two opposing sides, with racquets... "
"...karşılıklı bölgelerde, raketlerle oynanır..."
Your ship stands in opposing direction.
Gemin ters yönde duruyor.
They're opposing processes.
Bunlar birbirlerine tamamen zıt süreçlerdir.
No one was opposed
You know it gets us back to the idea of separate, opposing entities.
Bu da bizi farklı muhalif varlıklar fikrine geri döndürür.
Okay, but if I may offer an opposing view.
Tamam ama karşıt bir görüş sunmak istiyorum.
You're here now, so you might as well oppose the marriage.
Artık burada olduğunuz için siz de bu izdivaca karşı çıkabilirsiniz.
Your Honor, can I sidebar with opposing counsel?
Sayın Hakim muhalif avukatla yanınıza gelebilir miyim?