Примеры использования: onset

Or early onset Parkinson's.
Ya da Parkinson başlangıcı.
Already, you're experiencing the onset.
Zaten saldırı altındasın.
Late onset, apparently.
Geç başlangıçlı olacak belli ki.
A couple of years ago, I developed early onset macular degeneration.
Bir kaç yıl önce erken başlangıçlı sarı nokta hastalığı ortaya çıktı.
Early onset, late onset, every complication.
Erken başlangıçlı, geç başlangıçlı, tüm komplikasyonları.
Maybe I have late onset autism.
Belki bende geç başlangıçlı otizm vardır.
I think we're seeing early onset bipolar.
Bence gördüğümüz erken başlangıçlı bipolar bozukluk.
Early-onset Alzheimer's.
Erken başlangıçlı Alzheimer'dan.
Early onset familial Alzheimer's.
Erken başlangıçlı Alzheimer.
Acute onset points to tularemia.
Akut başlangıç tularemiaya işaret eder.
In the great broad leaf forests of Eastern Europe the days are beginning to shorten, and a primeval sound heralds the onset of autumn.
Doğu Avrupa'nın geniş yapraklı engin ormanlarında günler kısalmaya başlarken ilkel bir ses, sonbaharın başlangıcını ilan eder.
Dr. Reid, why would Mr. Baum develop new onset diabetes and high blood pressure simultaneously?
Dr. Reid, neden Bay Baum'da hem şeker başlangıcı hem de yüksek tansiyon var?
Onset of abdominal pain five hours ago.
Beş saat önce karın ağrısı başlangıcı.
The onset of dementia can manifest in various ways.
Bunaklık başlangıcı değişik yollarla ortaya çıkabilir.
Now, the onset of this disease is very sudden.
Bu hastalığın başlangıcı oldukça ani oluyor.
We think he's exhibiting signs of early-onset Alzheimer's.
Erken başlangıçlı Alzheimer belirtileri gösterdiğini düşünüyoruz.