Примеры использования: odor

It's extremely bad body odor.
Kötü bir vücut kokusuydu.
It doth fume with the odour of sanctity.
Onu kutsallığın saygınlığıyla tütsüledi.
A thing with an odour like that.
Buna benzer kokuyla birlikte bir şey.
And a pretty bad odor.
Ve kötü kokuyor.
And now the award for most improved odor--
Şimdi kokusunu en iyi hale getirme ödülü....
- You emit a foul and unpleasant odour.
- Kötü ve hoş olmayan bir kokun var.
I must have terrible body odor.
Vücudum berbat kokuyor, değil mi?
Odor at magnitude eight.
Koku büyüklüğü sekiz.
You shot someone based on a feeling and an odour.
Hislerine ve izlenimlerine dayanarak birini vurdun demek.
They have a wonderful odor.
Yapma lütfen, harika kokuyorlar!
She smelled that odor too.
Kötü kokuyu o da aldı.
Welcome change from your usual odour of skunk.
Her zamanki kokarca kokundan iyidir.
Pleasant odors are rarely associated with Ruel.
Ruel yakınlardayken hiç güzel kokmaz.
What is that damnable odor?
Bu ne, bu koku da ne?
And your odor.
It has a most peculiar odor.
Çok acayip kokuyor.