Примеры использования: obstinate

I knew you'd be the same obstinate son of a beyotch you always been, but I'd hoped you'd seen the light.
Her zamanki gibi inatçı bir fahişe çocuğu olacağını biliyordum ama belki dedim ışığı görmüştür.
Davina is... obstinate, but she will listen to you.
Davina biraz... dik başlı, ama seni dinleyecektir.
Come why are You obstinate?
Gel Sen neden bu kadar inatçısın?
Because she insisted on being obstinate!
Dik kafalılıkta ısrarcı olduğu için!
You're always being accused of being vulgar, obstinate and hostile.
Hep kaba, düşmanca ve dik kafalı olarak tanımlandın.
"Paa, she is obstinate and very haughty."
"Baba, o, inatçı ve çok kibirlidir".
You're obstinate.
Dik kafalılık ediyorsun.
Beethoven is a strange and obstinate man.
Beethoven garip ve dik kafalı bir adam.
You are as obstinate as the devil.
- Şeytan gibi dik kafalısınız.
Your daughter is not even a fraction as obstinate, stubborn and... insane as you are!
Kızının, senin dik kafalılığını inatçılığını ve deliliğini zerre kadar almamış!
"Why are you so obstinate, Miss Carozza?
"Neden bu kadar dik kafalısınız, Bayan Carozza?
You are indeed an obstinate race.
Ne kadar da inatçı bir ırksınız.
I may have been a little obstinate before.
- Birazcık dik kafalılık etmiş olabilirim.
"A spell to make an obstinate man leave London."
"Dik kafalı bir adamı Londra'dan gönderme sihri."
"This is a very obstinate young man...
"Çok inatçı bir genç,
Just tell them I'm obstinate.
Onlara sadece inatçı olduğumu söyle.