Примеры использования: nickname

Never calls anybody by their nickname.
Hiç kimseyi takma adıyla çağırmaz.
You want to be the attending with the scary nickname.
Korkunç lakaplı uzman doktor olmak iyidir.
- The other kids had a nickname for us.
Diğer çocuklar bize lakap takmıştı.
Daddy, I'm gonna nickname you "Missed call".
Baba, sana "Cevapsız Arama" ismini takacağım.
Did you ever have a nickname for Mother?
Baba, anneme bir lakap takmış mıydın?
'Cause of her nickname.
Çünkü onun takma adı.
Do you know a man who goes by the nickname The Philosopher?
The Philosopher lakaplı bir adam tanıyor musun?
I'm gonna give you a nickname.
It's a nickname.
Lakap işte.
He's even got a nickname.
Rumuzu bile var.
You mean the girl you nicknamed "scabby abby"?
Kabuklu Abby adını taktığın kızı mı?
It's probably a nickname.
Muhtemelen bir takma isim.
I thought the nickname came from the tattoo.
O adın dövmeden geldiğini sanıyordum.
Never had a nickname before.
Daha önce hiç lakabım olmamıştı.
It was her little nickname for my,uh...
Benim şey için ufak bir rumuzdu sadece.
The lorry drivers had nicknamed the area between Paris and the front line "lnjun country".
Kamyon şoförleri, Paris ile cephe hattı arasındaki bölgeye "Netameli Bölge" adını takmıştı.