Примеры использования: nationality

Real name unknown, nationality unknown.
Gerçek adı bilinmiyor, ulusu bilinmiyor.
Jake, he has no nationality.
Jake, onun bir uyruğu yok.
But the feeling of nationality is dying.
Ama ulus olma inancı ölüyor.
- What nationality would that be?
- Uyruğu nedir acaba?
By our own accord, we consciously throw away our nationality, and to break through to enforce the border.
Atılım yapmak ve sınırı kurmak için, kendi rızamızla, ulusumuzu bile bile heba ettik.
What's his nationality?
- Uyruğu ne?
We do not yet know the nationality of these aircraft... though, of course, there could be little doubt of their place of origin.
Uçağın hangi ulus menşeli olduğunu henüz bilmesek de nereye ait olduğuna dair pek tabii bazı şüpheler olabilir.
Language, nationality, height, weight.
Dil, uyruğu, boyu, kilosu.
Any nationality, age, body shape.
Her yaştan, milletten, vücut tipinden.
Nationality is irrelevant.
Milliyetle alakalı değil.
And people don't understand that it has nothing to do with making fun of a different nationality.
Bunun başka bir milletle dalga geçmeyle alakası olmadığını insanlar anlamıyor.
- What is your nationality?
That's more than any nationality in the world.
Dünyadaki her milletten fazla.
It's rare, but soldiers become disenfranchised no matter what the nationality.
Bu durum nadirdir, ancak askerler milliyetleri ne olursa olsun haklarından mahrum ediliyorlar.
What nationality was he?
Nationality, unknown.
Milliyeti bilinmiyor.