Примеры использования: nasty

SuBo, Nasty Nick.
Şişko, Kötü Nick.
Oh, that's a nasty allegation, Louis.
Bu, çirkin bir suçlama, Louis.
- The nasty kind.
My hot oils my nasty lingerie.
Baharatlı vücut yağlarım, müstehcen iç çamaşırlarım...
You're so nasty!
Is it really such a nasty world?
- Gerçekten pis bir dünya mı?
They got to have something nasty planned.
Mutlaka iğrenç bir planları vardır.
You go brag to your friends about how you made the big, nasty doctor poop in his pants.
Sen git arkadaşlarına büyük edepsiz doktoru nasıl pantolonlarına ettirdiğin hakkında konuş.
Boy, is he nasty.
Ne iğrenç adam.
When it starts really screaming, the waves stack up, and you've got these big, nasty--
Çığlık atmaya başladığında, dalgalar kümelenir ve büyük, fırtınalı...
- So nasty, Phyllis.
-Çok ayıp, Phyllis.
Jeez, you're a nasty little thing, aren't you?
Sen yaramazın tekisin, değil mi?
Nasty, grubby, dirty mangy, scrubby little fork!
Nahoş, pis, kirli uyuz, lekeli çatal!
Yes, very nasty.
Evet, çok kötüymüş.
And him on parole for some pretty nasty stuff, too.
Epey çirkin şeylerden şartlı tahliyedeymiş zaten.
It's a little too nasty for you now.
Senin için biraz fazla ayıp.